HİZMETLERİMİZ

ŞAHSİ İLİŞKİ KURULMASI DAVALARI

Eski medeni kanunda olmayan bir yenilik ana babadan başka 3.kişilerle şahsi ilişki kurulabilmesinin talep edilir hale gelmesidir. 

Özellikle velayet kendisine verilmeyen ana ya da baba hariç çocuğun büyükanne ve büyükbabası da torunuyla şahsi ilişki düzenlenmesini isteyebilir. 

MEDENİ KANUN 

Madde 325- Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir. 

Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır. 

Olağanüstü hallerde çocuğun menfaatine de uygun düşmesi halinde bu dava açılabilir. Olağanüstü hallere örnek olarak; birbirinden ayrı yaşayan kardeşler arasında ilişki kurulması, çocuğun uzun süre yanlarında yetiştiği koruyucu aile ile ilişki kurulması, ana babası ölen çocuğun büyükannesi, büyükbabası  ile ilişki kurulması gösterilebilir. 

Hakim tarafından olağanüstü hal ve çocuğun menfaatine uygun düşme şartlarına bakılır. Çocuğun yaşı, öğrenim durumu ve sağlık durumu göz önüne alınarak karar verilir.

İSTANBUL … AİLE MAHKEMESİNE

 

DAVACI                                    : Adı ve Soyadı, T.C. Kimlik No

                                                  Adres

VEKİLİ                                      : Avukat Adı ve Soyadı, T.C. Kimlik No, Sicil No

  Adres

DAVALI                                     : Adı ve Soyadı,

                                                  Adres

DAVA KONUSU                          : Torunla kişisel ilişki kurulması talebidir.

AÇIKLAMALAR                           : Müvekkillerimin oğlu ile evli olan davalı … Aile Mahkemesinin … sayılı ilamı ile boşanmışlar ve müşterek çocuklarının velayeti davalı anneye verilmiştir.

Müvekkilimin oğlu bundan bir süre önce trafik kazasında vefat etmiştir. Müvekkillerimin çocukları sağ iken torunları her cumartesi babalarının yanına geldiğinde dede ve babaanne tarafından görülüyordu. Müvekkillerimin oğlunun vefatı üzerine dede ve babaanne ile torunları arasındaki kişisel ilişki kesilmiş oldu.

Oğullarının hatırası olan torunlarını görmek, onunla ilişki kurabilmek ve olan bağlarını yaşatmak doğru ve hukuki hakkı olduğundan bu davayı açmak zarureti hâsıl olmuştur.

DELİLLER                                  : Her tür yasal delil.

HUKUKİ NEDENLER                   :  İlgili kanun hükümleri.

SONUÇ VE İSTEM                      :  Yukarıda izah edilen nedenler karşısında, müvekkillerim ile davalı yanında bulunan torunları arasında mahkemenizce uygun görülecek şekilde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini vekil edenler adına arz ve talep ederim …/…/…

Davacı Vekili

Adı ve Soyadı

İmza

 

OLAĞANÜSTÜ HALLER MEVCUTSA, ÇOCUĞUN MENFAATİNE UYGUN DÜŞTÜĞÜ ÖLÇÜDE ÇOCUK İLE KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASINI İSTEME HAKKI DİĞER KİŞİLERE ÖZELLİKLE DE HISIMLARA TANINABİLİR

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 23.02.2011 gün, 2011/940 E., 2011/3073 sayılı kararı ile olağanüstü hallerin mevcut olduğu durumda, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkının diğer kişilere özellikle de hısımlara tanınabileceğini hükmetti.

“... Davacılar, torunlarıyla  kişisel ilişki kurulmasına izin verilmesi istemiyle davalı gelinleri aleyhine dava açmış, mahkemece dava kabul edilmiş, karar her iki tarafça temyiz edilmiştir. Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere özellikle de hısımlara tanınabilir. (TMK.md.325) Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. (TMK.md.336/1) Dosya kapsamına göre kişisel ilişki kurulmak istenen küçüğün anne ve babası evli ve sağ olduğu halde husumet sadece çocuğun annesine yöneltilmiş, babası davalı olarak gösterilmemiştir. Velayet hakkı sahiplerinden babanın da davaya dahili ile onun göstereceği kanıtlar toplanmadan eksik hasımla karar verilmesi doğru değildir...”


***


ÇOCUKLA 3.KİŞİLER ARASINDA DAHA KISA SÜRELİ VE ANNENİN VELAYET HAKKINI KULLANMASINA ENGEL OLUŞTURMAYACAK ŞEKİLDE KİŞİSEL İLİŞKİ  TESİSİ GEREKİR

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 15.03.2010 gün, 2010/867 E., 2010/4947 sayılı kararı ile, çocukla 3. kişiler arasında daha kısa süreli ve annenin velayet hakkını kullanmasına engel oluşturmayacak şekilde kişisel ilişki tesisinin gerektiğini hükmetti.

“…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle çocuk ile kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar çocuk üzerinde velayet hakkına sahip olan davalı annenin rızası olmaksızın davacıların torunlarıyla kişisel ilişki kurma haklarının bulunmamasına (T.M.K. madde 326/3) göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

Küçük çocuk ... doğumlu olup, boşanma kararıyla velayeti anneye verilmiş, baba ile çocuk arasında boşanma kararında gösterilen sürelerde kişisel ilişki  kurulmuştur. Davacılar, çocuğun babaannesi ve büyük babasıdır. Oğullarının çocukla kişisel ilişki hakkını kullanması halinde, davacılar torunlarını görme ve torun sevgisini tatma olanağına sahip olacaklardır. Ancak, kendisine kişisel ilişki hakkı tanınmış olan babanın yurtdışında olması nedeniyle, davacıların torunlarını babaya tanınan kişisel ilişki süresinde fiilen görme olanağını bulamadıkları da açıktır. Öyleyse babaya tanınan kişisel ilişki süresinden davacıların da yararlanabilme olanaklarının bulunduğu da dikkate alınarak; çocukla davacılar arasında daha kısa süreli ve annenin velayet hakkını kullanmasına engel oluşturmayacak şekilde kişisel ilişki  tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

KARŞI OY :

İstem, Türk Medeni Kanununun 325. maddesine dayalı, "olağandışı durum" nedeni ile babaanne ve büyükbaba boşanan oğullarından olma ve velayeti anneye bırakılmış torunları arasında kişisel ilişki kurulmasına ilişkindir. Dava boşanma ile velayet kendine bırakılmış davalı anneye karşı yöneltilmiştir. Davacılar, boşanma ile kişisel ilişki kurulmasına karar verilen oğullarının yurt dışında olması ve kişisel ilişki hakkını kullanmaması 2... doğumlu torunlarını görememekten yakınarak bu davayı açmışlardır. Türk Medeni Kanununun 325. maddesindeki "hısım" kapsamında olan davacı büyükbaba ve babaannenin  kişisel ilişki kurma hakkı; çocuğun ana ve babasının hakkından bağımsız olmakla birlikte;  kişisel ilişki biçim ve süresi, ana ve babanın kişisel ilişkisini ister istemez daraltıcı nitelikte olacaktır. Daralma ana ve babanın her ikisini kapsayabileceği gibi, bazen sadece birini etkiler nitelikte olabilecektir. Davacıların davayı sadece velayet sahibi anneye yöneltmesi ve bu davadaki istemin kabulü halinde ; annenin çocuğuyla birlikte olduğu zaman dilimi, babaya göre daralmış olacaktır. Oysa, babanın kendisine tanınan  kişisel ilişki hakkını kullanmadığı bildirilerek bu dava açılmıştır. Bu durumda adil ve hukuka uygun bir sonuca ulaşılabilmesi için velayet kendine verilmeyen babaya da davanın yöneltilmesi veya katılımının sağlanması; gerektiğinde uzman incelemesi de yaptırılarak; babanın kullanmadığı kişisel ilişki hakkına da ilişecek yeni bir kişisel ilişki düzenlemesine gereksinim olacaktır. Belirtilen nedenlerle; davacılar ile davalı anne ve dava dışı babayı da kapsar biçimde kişisel ilişki düzenlenmesi gerektiği ve hükmün bu farklı gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle; değerli çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum...”


***

SENEDE 10 GÜN SÜREYLE BÜYÜKBABA İLE KİŞİSEL İLİŞKİ TORUN SEVGİSİNİ YAŞAMAYA YETECEK SÜRE DEĞİLDİR

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 18.10.2010 gün, 2010/5062 E., 2010/16934 sayılı kararı ile senede 10 gün süreyle büyükbaba ile kişisel ilişkinin torun sevgisini yaşamaya yetecek süre olmadığını hükmetti.

Çocukların anne ve babaları vefat etmiş, halaları olan davalı vasi olarak atanmıştır (TMK. md. 404). Davacı, çocukların büyükbabasıdır. Çocuklarla büyükbabaları arasında kişisel ilişkinin amacı, davacının  torun sevgisini tatmin , çocukların da büyükbaba ve büyükanne sevgisini tatmaları ve manevi varlıklarını geliştirmelerini sağlamaktadır. Tesis edilen senede on gün süreyle kişisel ilişki bu amacı gerçekleştirmeye yeterli görülmemiş, dini bayramların ikinci günleri de  kişisel ilişki tesisinin uygun olacağı kabul edilmiştir. Ne var ki, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir (HUMK. md. 438/7) 


***

3. KİŞİ İLE KİŞİSEL İLİŞKİ DÜZENLENİRKEN VELAYET HAKKI SAHİBİNİN HAKLARINA ENGEL OLACAK DÜZENLEME YAPILMAMASI GEREKTİĞİ GİBİ KÜÇÜĞÜN PSİKOLOJİK DURUMU DA GÖZETİLMELİDİR

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 13.07.2011 gün, 2010/22307 E., 2011/12084 sayılı kararıyla, 3. kişinin kişisel ilişki düzenlenirken, velayet hakkı sahibinin haklarına engel olacak şekilde düzenleme yapılmaması gerektiği gibi küçüğün psikolojik durumunun da gözetilmesi gerektiğini hükmetti.

“…Mahkemece kurulan ve kararın kesinleşmesini takip eden ilk üç aylık sürede ayda bir Cumartesi saat ... saat ... kadar şeklinde belirlenen kişisel ilişki ayın belirli bir haftasını göstermediği için infazda tereddüt yaratacağı gibi; ilk üç aydan sonra her hafta Cuma günü saat ... Pazar günü ... kadar kişisel ilişki düzenlemesi de, annenin velayet hakkını gereği gibi kullanmasını engellemesi yanında, çocuğun ruhsal gelişimini de olumsuz etkileyecek niteliktedir. Babanın yerine dedenin ikame edilerek, babaya uygun olabilecek genişlikte kişisel ilişki düzenlenmesi doğru değildir. Ayrıca; yarıyıl tatilinde ve Temmuz ayında kurulan kişisel ilişki de; amaca uygun olmayacak şekilde uzun sürelidir. Çocuğun yaşı, alınan uzman raporları dikkate alınarak, davacı dedeyle torunu arasında daha uygun süreli ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde kişisel ilişki kurma kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir...”


***


BÜYÜKBABA İLE TORUN ARASINDAKİ KİŞİSEL İLİŞKİNİN AMACI, HISIMLIK BAĞLARINI GÜÇLÜ TUTMAK VE BÜYÜKBABA VE BÜYÜKANNENİN TORUN SEVGİSİNİ TATMİN, ÇOCUĞUN DA BÜYÜKBABA VE BÜYÜKANNE SEVGİSİ VE ŞEFKATİNİ HİSSETMESİNİ, BU YOLLA ÇOCUĞUN AHLAKİ VE MANEVİ GELİŞİMİNİ SAĞLAMAKTIR

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 15.06.2010 gün, 2010/1005 E., 2010/11852 sayılı kararı ile büyükbaba ile torun arasındaki kişisel ilişkinin amacının, hısımlık bağlarını güçlü tutmak ve büyükbaba ve büyükannenin yorun sevgisini tatmin etmelerinin, çocuğun da büyükbaba ve büyükanne sevgisi ve şefkatini hissetmesinin, bu yolla çocuğun ahlaki ve manevi gelişiminin sağlanması olduğunu hükmetti.


“...Mahkemece, davacı ile torunu arasında kararda gösterilen günlerde davalı annenin adresinde ve annenin huzurunda kişisel ilişki  tesis edilmiştir. Büyükbaba ile torun arasındaki kişisel ilişkinin amacı, hısımlık bağlarını güçlü tutmak ve büyükbaba ve büyükannenin torun sevgisini tatmin, çocuğun da büyükbaba ve büyükanne sevgisi ve şefkatini hissetmesini, bu yolla çocuğun ahlaki ve manevi gelişimini sağlamaktır. Çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde bu hakkın amaca uygun tesisi gerekir. Davacı büyükbaba ile torunu arasındaki kişisel ilişkinin çocuğun annesinin adresinde ve onun gözetiminde tesisi, bundan beklenen amaca aykırıdır. O nedenle annenin adresinde ve onun da hazır bulunması suretiyle kişisel ilişki tesisi isabetsizdir. Ne var ki, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir (HUMK m. 438/7)...”



***

DAVACILARIN TORUNLARINI GÖRMEK VE ONUNLA UYGUN  KİŞİSEL İLİŞKİ KURMAK, TORUN SEVGİSİNİ TATMAK VE ÇOCUĞA DA BU SEVGİYİ VERMEK HAKLARIDIR

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 25.10.2005 gün, 2005/12054 E., 2005/14804 sayılı kararı ile davacıların torunlarını görmelerinin ve onunla uygun kişisel iletişimi kurmanın, torun sevgisini tatmanın ve çocuğa da bu sevgiyi vermenin hakları olduğunu hükmetti.

“…Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde, çocuk ile kişisel ilişki  kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere ve özellikle hısımlarına da tanınabilir (TMK. md. 325/1). Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle, sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur (TMK. md. 182/2)

Küçük ... doğumludur. Annesi ve babası boşanmışlardır, boşanma kararı ile velayeti annesine verilmiştir. Karar ... tarihinde kesinleşmiş, çocuğun babası ... tarihinde ölmüştür.

Davacılar, çocuğun babaannesi ve dedesidir. Kişisel ilişki tesis edildiğinde çocuğun huzurunun tehlikeye gireceğine ve davacıların bu haklarını amacına aykırı olarak kullanacaklarına dair dosyada delil yoktur. Davacıların torunlarını görmek ve onunla uygun  kişisel ilişki kurmak, torun sevgisini tatmak ve çocuğa da bu sevgiyi vermek haklarıdır. Uygun kişisel ilişki tesisi gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir…”

***